13 Ağustos 2015 Perşembe

Sabri Uzun - İN Kitabı -

"İnlerine Gireceğiz." Tayyip Erdoğan


Sabri Uzun'un İN kitabında üç tane çok önemli nokta var.

1. Hablemitoğlu cinayetinin Cemaat tarafından organize edildiği. 3 kez EGM İstihbarat Daire Başkanlığı görevinde bulunmuş bulunmuş bir kişinin kitabında aleni ihbarı ve yönlendirmesi olmasına rağmen Cumhuriyet Savcılarının dikkatini hali hazırda nasıl çekmedi? Hayret!

2. 1998 Türkbank yolsuzluğu ses kasetinin Cemaatçi polisler tarafından önce CHP milletvekili Fikri Sağlar'a oradan Deniz Baykal'a sonunda da medyaya servis edildiğini yazıyor. Bugüne kadar multi-tarafsız (!) merkez medya bu hususları ismi geçenlere sormayı ihmal etmiş. Belki bir gün sorarlar.

3. 2001'den bu yana Ergenekon şeması MİT'in ve EGM'nin elinde ve Tayyip Erdoğan, Hilmi Özkök ve MGK üyeleri haberdar (Nedim Şener'in yazılarında da vardı). 2006 yılına kadar Cemaatçi polisler sayısız kereler Ergenekon soruşturmasına start vermek istemişler. Hrant Dink, Rahip Santoro ve Danıştay baskınına müteakip Ergenekon davası başlamıştı. Hükümeti Ergenekon yapılandırmasına inandırmak ve illegal yapının faaliyete geçtiğine ikna etmek için kim neyi yaptı acaba diye de soruyor kitap...

Ne yapsak? Almanya'ya faks çekip ZEK'e mi sorsak?

Ya içindesindir çemberin ya da dışında yer alacaksın.

Tayyip düşmanı olmak çok kolaydır. Zor olan Tayyip'i sevebilmektir.

İki ayyaş dediği için Atatürk'e ve İsmet Paşa'ya küfür etti dersin.
Afedersin Ermeni dediği için solcu ne kadar Ermeni varsa nefret eder.
Kadıköy iskelesinden inenlere bakınca kızıyor muyum dediğinde röntgenci dersin.
Alo Fatih dediğinden basın düşmanı.
Hey bre Doğan dediğinde medyaya savaş açmış adam.
Ergenkon ve Balyoz ile orduyu yemiş,
Cemaat ile polisleri ve hakimleri kaplamış...
Oooo... Say say bitmez... 

Sevmek için bakmak değil görmek gerekir.
Engelli babası olduğunu bilmek, sosyal yardımlar ile fukaraya el açtığını..
Suriyelilere ve Filistinlilere yardım ediyorsa, bunu ahirette neden yardım etmedin diye sorarlarsa yaptığını bilmen gerekir.
Öyle süpermen falan da değildir. Ortalama bir üniversite mezunu. Hem de onun döneminde imam-hatipliler sosyal ve eğitim olarak tam bir sarmal içinde olduğundan pek çok konuda tepkisi ve bilgisi gariptir.
Ama bilirsin, o da senin gibi evinden içeriye girerken terliğini çıkarır, arife günlerinde ailesinin mezarlarını ziyaret eder, yazın bir kaç günlüğüne memleketine kaçar, torunu ile çocuk kanalı seyreder. Ve gene bilirsin, sabahın kör karanlığında sen elini yüzünü yıkarken abdest almak için, o da ayaktadır. Pek çoğu onun sıhhati için dua ederken, bilirsin o da milletine dua ediyor.
Bilmez öyle santranç, Bizans oyunu falan. Tek bir özelliği vardır. Cesurdur. Aklında olan direkt söyler. Beş gün sonra konjüktür değişmiş, değişmemiş bakmaz. Bakarsın bu sefer tersini söylüyor. Üzüntüsü de, sevmesi de, sinirlenmesi de çılgındır. Ha bildiğin Karadeniz uşağıdır...

Berkin Elvan için meydanlardan yuhlatmak yerine fatiha okutturabilseydi; PKK ile masada daha sert daha otoriter olabilseydi; dört bakanı feda etmekten çekinmeseydi şimdi Başkanlık yemini için takım elbise provası yapıyor olurdu. Yapmadı. İnandığı, aklına yatanı yaptı. 

Böylesi hayırlıymış. Şimdi maratona yeniden başlıyoruz. Ak koyun kara koyun yeniden belirlenecek. Bu sefer herkes tarafını belli edecek. Ya içindesindir, ya da dışında. Bu kez emanet oy yok. 


12 Ağustos 2015 Çarşamba

İyi ki Koalisyon ortamı oluştu

Daha önceki tek parti döneminde, MHP genel başkanının konuşmalarını daha çok mitinglerde gösterirlerdi. Ne konuştuğunu da Allah var pek anlamıyorduk.
Koalisyon sürecinde, mikrofonlar uzatıldı, röportajlar yapıldı, demeçler soruldu.
Devlet Bahçeli, 30 yıl öncesinin buzluğunda donmuş kalmış.
Adeta, 1980 Eylül 12 sabahında.
Sadece saçları beyazlaşmış.
Aynı bırakılan yerde.
Yeni nesil ne demiş, yeni çağ ne getirmiş ne götürmüş. Sanki hiç yaşamamış.
Allah şahit daha önce Akparti-MHP koalisyonunu can-ı gönülden destekliyordum.
7 Haziran seçimlerinden sonra geçen 64 günlük süre sonunda, Akparti-CHP koalisyonu daha hayırlı olur gibime geliyor. Denize düşen yılan sarılır. Suç bende mi?

Cemaat yapılanmasına karşı Devlet-İktidar-Muhalefet işbirliği gerekir.

Kimse merak etmesin. Zek elbet bu ülkeye getirilecek.
Dirisi gelmese bile ölüsü gelir.
Bu ülkede cemaat şakirtlerinin tamamı devlet kadrolarından temizlenmeden veya pasifize edilmeden hiçbir iş düzelmeyecek.
Bu ülke kanlı veya kansız PKK sorununu çözecek. Çözebileceğini az bir süre için dahi olsa ispatladı.
Ancak, PKK'dan daha sakıncalı olan cemaat yapılanmasıdır.
Cemaatin tüm hayat damarları kesilmeden asla ülke rayına oturmayacaktır.
Bu hususta Tayyip'e parmak sallayıp, hamaset nutukları atanlar; biraz eğri oturup doğru konuşsa ve en azında bu hayati konuda yanında durabilse...
Tayyip nefretinin herşeyi örttüğü bir bellek ile bu ülke bir milim bile ileri gidemez, gidemeyecek.
Tayyip yok gibi yapamazsınız.
Tayyip te kendi pozisyonunun "Demokles'in Kılıcı" olma durumundan kurtarmalıdır.
Cemaatin CHP içerisindeki şakirtleri devlete Akparti-CHP koalisyonu ile gene gelebilirler.
Yarın koalisyon kurulduğunda Tayyip, Akif Hamzaçebi'ye şerh düştüğünde hemen galeyena gelmemenizi tavsiye ederim.
RP 15 sayfa ve Fazilet Partisi 18 sayfalık iddianamelerle AYM tarafından kapatıldı.
Akif Hamzaçebi, dershanelerle ilgili AYM'ye açtığı iptal davasında tam 145 sayfalık dilekçe hazırlamıştı.
Feto'nun avukatları, dilekçe için Hamzaçebi'ye özellikle teşekkür mesajı geçtiler. Zaman gazetesi vermişti.
Hiç olmazsa, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en tehlikeli yapılanmasının yok edilmesinde muhalefet bu sefer parmak sallamak, aşağılayıcı hamaset yapma yerine Tayyip ile ortak adım atabilse.
Unutmamak gerekir ki, bu adımlar sancılı, acılı ve kanlı olacaktır.

11 Ağustos 2015 Salı

Bir Empati - Zek örneği

Düşmez Kalkmaz Bir Allah'tır.
Bunu bugün öğrendi Zek.
Şu anda gökyüzüne dik dik bakıyordur.
Gökyüzünde yıldızlara kırgın ve kızgındır.
Ama asla pişman değildir.
O kalbi asla pişmanlık duymamaya programlaşmıştır.
Vicdanen yaptıklarını haklı görmede IŞİD militanı kadar vahimdir durumu.
O asla geri atmamış, Hocaefendisine hizmette asla kusur etmemiştir.
Talebelik dönemlerinden bu yana kursağındaki ekmeğin hakkını vermiştir.
Kırgındır çünkü ona bildirilen darbe ve devrilme süreci ters düz edilmiştir.
Kızgındır çünkü eskiden himmeti kendi cisminden menkul ortamlar yoktur.
Bir köylü şapkası ve t-shirt ile Ermenistan'da yepyeni bir hayat başlıyor Zek için.
Taharat musluğu yok Zek.
Domuz yağ değmemiş ızgara tava yok Zek.
Şarapsız tadlandırılmış yemek yok Zek.
Türkiye'nin uzanamayacağı el de yok Zek.
Sana yeni hayatında kolestrol ilaçlarının en kuvvetlisini tavsiye ederim Zek.
Ama gene anla Zek,
Kimsenin ahı yerde de kalmıyor, gökte de kalmıyor vesselam...